Tao te Ching

(Çeviren: Güneş Davenport)*

1.

Tanımlanabilen Tao, mutlak Tao olamaz;

kelimelendirilen isim, mutlak bir isim olamaz.

İsimsiz olan, gökyüzü ve yeryüzünün başlangıcı,

ismi olan ise, binbir türün anası.

Hiç arzu taşımadan, çözülür sırlar,

sürekli arzularla ise, ancak tezahürler…

İkisi de aynı kaynaktan,

salt isimleri farklı.

Gerçek bu, karanlık gelir kişiye,

karanlık içinde karanlık,

tüm sırlara açılan kapı..

2.

Gökyüzünün altında,

herkes güzelliği güzellik olarak görür,

çünkü çirkinlik vardır.

Herkes iyiyi iyi olarak bilir,

çünkü kötülük vardır.

Bu nedenle sahip olmak

ve olmamak beraber gider.

Zor ve kolay birbirini tamamlar.

Uzun ve kısa birbirine karşı çıkarken,

yüksek ve alçak

bir diğerinin üzerinde uzanır.

Ses ve söz bir ahenk içindeyken;

ön ve arka birbiri peşisıra yol alır.

İşte bu nedenle,

bilge kişi edimsiz kalır,

suskunluktadır onun öğretisi…

Binbir tür durmaksızın devinir.

Yaratmak, ama sahiplenmemek,

çalışmak, ama karşılık beklemeden.

Bir iş yapılır ve unutulursa,

sonsuza dek kalır…

3.

Yetenekli olanı yüceltmemek, tartışmaları,

değerli olanı biriktirmemek hırsızlığı önler;

arzulananları görmemek ise

kalbin karmaşasını…

İşte bu nedenle bilge olan,

gönülleri boşaltıp

karınları doldurarak,

hırsları zayıflatıp

kemikleri güçlendirerek yönetir.

Eğer kişinin bilgisi ve arzusu yoksa,

zeki olan ona dokunmaz…

Eğer birşey yapılmazsa,

herşey mükemmel kalır…

4.

Tao boş bir kanaldır;

içinden akarsın

ama dolduramazsın.

O ki, binbir türün,

derinliğine varılamıyan kaynağı!

Keskinliği körelt.

Düğümü çöz.

Parıltıyı gölgele.

Toz, toprakla bir ol.

O ki, derinlerde saklı,

ama hep var olan!

Nereden geldiğini bilmediğim…

O ki, tüm tanrıların tanrısı…

5.

Gök ile yer taraf tutmaz,

binbir türün dönüşümünde.

Bilge de duygusal değildir

herşeyin değişiminde.

Gök ile yer arası körük gibidir

bomboş, ama doldurulamaz.

Kullandıkça, çoğalır, ha çoğalır.

Açıklamaya çalışma,

tüketir seni.

Bırak, olduğu gibi kalsın.

6.

Vadi ruhu hiç bir zaman ölmez;

o, kadındır, anaların anası…

Eşiği, gökyüzü ve yeryüzünün kökü…

Belli belirsiz bir peçe gibidir o.

Kullan; seni yanıltmaz.

7.

Gök sonsuzdur,

yeryüzü ölümsüz.

Nasıl böyledir peki?

Kendileri için yaşamazlar çünkü…

Bilge de bunun gibi en sona koyar kendini

ve en öncedir asıl yeri.

Yüceltmez benliğini ve sonsuzlar varlığını.

Bensizdir bilge ve dopdoludur bu alemde.

8.

Bilge kişi su gibidir,

su ki, beslerken dört bir yönü,

yarışmaz, tartışmaz şunu, bunu.

Kibirsizce akar, seçmeden sağı solu,

bu yüzdendir ki, YOLa uyumludur yolu.

İşte bilge kişi benzer şekilde,

yaşar, doğayla içiçe…

Düşüncesinde derin,

verirken tarafsız, engin.

Konuşurken doğru,

ve yönetirken dürüst.

Gündelikte yeterli

ve edimlerinde tutarlı.

Yeteneğince üretici,

fırsatlar kadar girişimci.

Ne kimseye üstün olma çabasında,

ne de kimse ona üstün.

9.

Kenara kadar doldurmaktansa

biraz boş bırak, yeğdir.

Bıçağı aşırı bile,

kısa zamanda keskinliğini yitirir.

Depoya altın ve yeşim biriktir,

onları kim koruyabilir?

Servet ve etiket peşinde koş

ve belayı davet et.

Bunun yerine,

işini tamamla ve terket,

İşte yol, işte Cennet.

10.

YOLa sarılırsan, sarmalanırsın.

Sakince nefes al, yeniden doğarsın.

Zihnini arındır, sen de arınırsın.

Yüreğini aç, kabul görürsün.

Dünyayı kabul et, YOLu görürsün.

Can ver ve besle.

Üret ama sahiplenme.

Ver, ama beklentisizce.

İşte uyum bu…

22.

Baş eğ ve hakkını al;

Eğil ve dosdoğru kal;

Boşal ve dopdolu ol;

Yıpran ama yeni kal;

Aza sahip ol ve kazan;

Çoğu topla ve aldan.

Bu yüzden ki bilgeler,

Bir’i kucaklarken tümden,

Örnek olurlar tüme.

Vitrine sıkışmadan,

Işıl ışıl parlarlar.

Haklılık aramadan,

Farklılık kazanırlar.

Kendilerini övmez,

Ve kabul edilirler.

Büyük söz söylemezler,

Böylece sendelemezler.

Kimseyle tartışmazlar,

Ve kimse tartışmaz onlarla.

Bu nedenle denmiştir,

“Baş eğ ve hakkını al.”

Bu boş bir deyiş midir?

Sen hele tümle bir ol,

Ve herşey senin olur.

58.

Bir ülke anlayışla yönetildiğinde,

insanları yalındır.

Ülke şiddetle yönetildiğinde ise

insanları kurnazdır.

Mutluluğun kökü derdin içine gömülüdür.

Dert, mutluluğun arkasında pusuda bekler.

Geleceğin ne taşıdığını kim bilebilir ki?

Dürüstlük yoktur,

dürüstlük sahtekarlaşır.

İyilik büyü şekline döner,

ve insanın büyülenişi

çok uzun zaman sürer.

Bu nedenle bilge,

keskindir ama kesmez,

incelmiştir ama delmez;

direkt ama kontrolsüz değil,

parlak ama körletircesine değil…

64.

Barışı korumak zor değildir;

dert en kolay başlamadan engellenir.

Esnemeyen kolayca parçalanır,

küçük olan hemen ufalanır, dağılır.

Olaylara önceden çare gerekir,

düzeni, karmaşa gelmeden önce getir.

Bir insanın sevgisi kadar yüce bir ağaç,

önce küçük bir filizdir ya;

dokuz kat yüksek bir taraça,

bir avuç topraktır başta;

ve bin millik bir yolculuk,

başlar, tek bir adımla…

Çabalayan kendi amacına yenilir.

Yakalamaya çalışan ise, yitirir.

Bilge kişi çabalamaz ve bu yüzden yenilmez.

Hiçbir şeyi yakalamaya çalışmaz,

ve hiçbir şeyi yitirmez.

İnsan genelde kaybeder kazanmak üzereyken,

öyleyse, başlangıç kadar sona da özenirsen,

başarısızlığı yok edebilirsin, temelden.

Bilge arzulardan özgür olmayı diler.

Ne değerli şeyleri biriktirmeyi ister,

ne de fikirlerin tutsaklığını seçer.

İnsanları kaybettiklerine geri götürür,

onbinlerce şeyi doğasına döndürür,

ama bir şey yapmak gerektiğinde, durur.


*Çeviride farklı kaynaklarla karşılaştırmalı olarak
Peter Merel’in İngilizce metni esas alınmıştır. (G.D.)