çarpışma kanunu

27. ÇARPIŞMA KANUNU

Kutupluluğun içsel prensiplerini içermelerinden dolayı çarpışmanın temel kuralları yeterince bilinmemektedir.

Çarpışma, süptil boyuttaki bir kuvvetin, merkez yönündeki ark üzerinde daha yoğun bir boyuta taşınması olarak tanımlanabilir. Ancak bu olgu, derecenin düşürülmesi aktivitesinden farklıdır. Derecenin düşürülmesi çeper yönündeki ark üzerinde olur. Bir kuvvetin derecesinin düşürülmesi veya süptilleşmesi çeper yönündeki ark üzerinde, kuvvetlerin çarpışması ve ayrışması ise merkez yönündeki ark üzerinde cereyan eder. Bu ayırım, iyi ve kötünün dinamik standardına ilişkin önemli bir kavramı içerir. O halde çarpışma, bir kuvvetin “form” niteliğinin geliştirilmesi yoluyla evrimsel açıdan ilerlemesine yol açan bir aktivitedir.

Şunu hatırlatalım ki, Logos’dan kaynaklanan ve evrimleşme süreci içinde olan yaşam, organize olabilmek için kendisini madde haline indirgemek durumundadır ve böylece geliştirdiği formu da bir kalıp veya daha uygun bir ifadeyle, bir iskelet olarak kullanır (çünkü daha süptil olan bölge, yoğunluğu fazla olan bölgeyi çevrelemektedir). Bu iskeletin yoğun kısmı çekildiğinde bile süptil kısmı formu korur; çünkü bu süreç içinde, mevcut kuvvet sistemleri yerleşik bir yapı kazanmışlardır.

Süptilleşme, yoğun olanın süptil olandan ayrıştırılması sürecidir. Çarpışma ise iki teğetsel kuvvetin yoğun bir noktada kitlenmesidir, ki hatırlıyacağınız gibi atomların yaradılışında da aynı olgu söz konusudur.

Çarpışma aktivitesi, Merkezin ve Uzayın Çekim Kanunları ve Kutupluluk Kanunu ile bağıntılıdır. Kutupluluk içeren kavramların tüm uygulamalarında, Çarpışma Kanunu iş başındadır; çünkü kutupluluk çarpışmaya yol açar veya çarpışma kutupluluğa dayanır. Çarpışma sonucunda birleşme yatay, füzyon ise düşey doğrultuda cereyan eder.

sonraki sayfa