gezegensel bir varlığın evrimi

14. GEZEGENSEL BİR VARLIĞIN EVRİMİ*

Bir önceki bölümde İlahi Kıvılcımların evrimini incelemeye, benzer yapıda olanların biraraya gelerek grup bilinçliliği kurduğu noktadan başladık. Daha sonra, bu grupların her gezegende bir boyuttan diğerine hareket ederek, orijinal gezgin atomdan ibaret çekirdeğin etrafına, bu boyutların atomlarından oluşan dönen katmanlar eklemesi şeklinde geçirdiği gelişim aşamalarını gördük. Bu süreç, birinci boyuttaki İlahi Kıvılcımların çekirdeğinin çevresinde yedi katman meydana gelene kadar devam eder.

Tohum atom, gezgin atom ve yedi katman arasındaki bağıntı oldukça karmaşıktır. Bu nedenle daha fazla ilerlemeden önce, bu konu üzerinde duracağız.

Gezgin atom, Logos’un değil de, Kozmos’un bir projeksiyonudur. Bu nedenle, Logos’un bir yansımasına oranla daha yalın ve varoluşun temel kaynağına daha yakındır.

Logos, evreninin bütününü koşullayacak şekilde, mevcut kuvvetlerin ve safhaların genel çatısını yansıtır.

* Orijinal Özel baskıda, “Gezegensel Varlık” yerine “Gezegensel Ruh” tanımı kullanılmıştı. Yapılan deşişiklişin kavramsal aÇıdan netlik saşlıyacaşı düşünülmüştür.

Logos’un tesirine maruz kalmış olan Kozmik atomlar, Logos bilinçliliğiyle biraraya toplanan sayısız birimleri projekte ederler. Aslında Kozmik atomlar, Logos’un küçük kardeşleri gibidir. Bu Kozmik birimler, aynı gelişim seviyesinde olmamakla beraber, Logos’la benzer niteliklere sahiptirler. Bu nedenle bir Logos evreninin her atomu, potansiyel olarak bir Tanrı’dır.

Şimdi, bildiğiniz gibi herşeyin temelinde yatan, harekettir. Soyut hareketler zıt bir reaksiyonla karşılaşınca, kuvveti kitler ve sabitleştirirler. İşte bu kitlenmiş kuvvetler “form”u oluşturur. O halde form, hareket edemeyen kuvvetten başka bir şey değildir.

Kendi içinde denkleyici niteliğe sahip herhangi bir değişim silsilesi, sonunda bir etkitepki döngüsü içine yerleşir.Bir döngü, kurulduktan sonra artık hareket modunu değiştirmez. Bunun sonucu olarak, hareketsiz bir noktada değil ama dönen bir halka içinde kuvvet kitlenmesi ortaya çıkar. Noktalar birimler, halkalar ise organizmalardır.

Bir birim veya halka, oluştuktan sonra bir bütün olarak hareket eder. Bir nesnenin hareketi sırasında iki faktör mevcuttur: Hareket eden nesne ve nesnenin hareketi.. Nesnenin hareketi, nesnenin yaradılışına yol açan hareketle aynı niteliktedir.

Koordinasyonsuz bir hareket sırasında (atomların koordine olmadan önceki teğetsel hareketleri gibi) istikrarlı bir ritim mevcut değildir. Bu nedenle bir form ortaya çıkmaz. Ancak, denkleyici koordinasyon sağlandığında, soyut harekete bağlı formlar oluşur.
Bu prensip pek çok durum için geçerlidir ve bazı konuların anlaşılmasında yardımcı olacağı için, burada üzerinde detaylı olarak duruyoruz. İleride herhangi bir şeyin soyut temelinden bahsedildiğinde, başka bir boyutta vibrasyon oluşturan bir ritimden söz edildiğini anlamanız gerekir. İşte bu, belleğin doğasını kavramada bir anahtar teşkil eder.

İlahi Kıvılcımların evrimini incelemeye devam etmeden önce, orijini daha önce açıklanan, yerküre veya uyduların ilk örneklerinin evriminden bahsedeceğiz.

Açıklandığı üzere, İlahi Kıvılcımların grup bilinçliliği oluşturacak şekilde bir araya gelmesi, beraberlerindeki atomların organize olarak belirli geometrik formlar oluşturmalarına yol açar. Yukarıda belirtilen prensip nedeniyle, bu atomların dağılmasından sonra bile, temel form kalır. Bu form, kendi evrenine yansıttığı özellikleri, yani kuvvet sistemi açısından, Logos’un bir kopyasıdır.

Bu kuvvet sistemi, temelini teşkil eden boyutlardaki atomları organize eder ve belirgin bir form ortaya çıkar. Bu noktada, evrimini sürdüren İlahi Kıvılcımlar grubunun yanısıra, bu kuvvetlerin etkisiyle form bulan küresel yapıda bir Gezegensel Varlık devreye girer. Bu varlık, İlahi Kıvılcımların kendi küresinde iken geçirdikleri evrim safhası sırasında süregelen aktivite ve organisyonlarının tesirlerini tamamen özümser.

Aynı safhaya erişen yeni bir kıvılcım grubu, artık evriminin, o safhada dominant tesir kaynağı ve o kürenin “Lord”u durumunda olan Gezegensel Varlığa bağlı olduğunu görür. Kıvılcımlar, kendilerinden öncekilerin geliştirdiği koşulları hazır bulur ve evrimlerine o noktadan başlarlar.
Herbir kıvılcım, belli bir boyutun maddesinden oluşan katmanın üstüne, bir sonraki boyuttan topladığı maddeyle bir katman daha oluşturur. Harekete dayandığı için uzayda yer tutan Kozmos’daki boyutların aksine, bir evrenin boyutlarındaki atomlar, bilinç ürünü imajlar olup bu bağlamda çeşitlilik gösterirler.

Bu nedenle İlahi Kıvılcımlar, farklı türde atomları etraflarında toplamak için uzayda yer değiştirmek durumunda değildirler; çünkü her tür atom her yerdedir. Sadece başka bir boyuttaki atomların katılabileceği bir hareket oluşturacak şekilde hareket modlarını değiştirmeleri yeterlidir.

Hareketler arasında, statik bir birimi, belli bir ritimde dönen bir halkaya dönüştürecek nitelikte bir koordinasyon oluştuğunda, bu ritim, daha aşağıdaki boyutlarda yer alan atomların hareketlerine yakın olduğu için, bu atomları kendine çeker.

Örneğin, bir asal atom teğetsel bir harekete başladığı anda, teğetsel bir atom olur. Asal atomların bir organizasyonu teğetsel bir yörüngeye girdiğinde ise, teğetsel bir molekül ortaya çıkar. Bu molekül, teğetsel atomlardan daha büyük olduğu için, diğer atomları çeken bir merkez oluşturur ve etrafında bu atomlardan ibaret bir katman meydana gelir. İşte farklı katmanların oluşumu bu şekilde olmaktadır.

Gezegensel Varlığın evrimine dönersek, başlangıçta bu varlık, ilk ortaya çıktığı boyutun atomlarından oluşan organize bir sisteme sahiptir. İlahi Kıvılcımların yeni bir grubu varlığın küresine eriştiğinde, bir yedinci boyut gezegeni üzerinde yedinci boyut cisimleriyle karşılaşır.

Bu kıvılcımlar o gezegendeki evrimleri sırasında, etraflarına altıncı boyut maddesinden katmanlar oluşturur ve bu katmanlarla ilgili bilinçlerini organize ederek, grup bilinçliliği kazanırlar. Evrimsel süreç içinde bu gezegeni terk ettiklerinde ise, bu grup bilinçliliğini Gezegensel Varlığın bilincinde temel bir form olarak bırakırlar. Bu örnek form, kuvvet hatları boyunca altıncı boyut maddesini toplayarak, varlık için ikinci bir beden oluşturur.

Bu süreç, Gezegensel Varlık tüm bedenlerini kazanıncaya kadar evrimin her yeni safhasında tekrarlanır. Bu arada varlık, bir kıvılcım grubunun tüm evrimsel aşamalarının tesirlerini kaydetmiştir.

Ancak Gezegensel Varlıklar, belli kıvılcım gruplarının form oluşturma süreci içinde ortaya koydukları aktivitelerin tesirini derinden özümsediklerinden, her biri evrimde farklı bir aşamaya tekabül eder. Bu nedenle, farklı karakterler sergilerler ve her birine ilişkin evrimsel süreçlerde de belirgin dominant özellikler gözlenir.

Örneğin, bir yedinci boyut gezegeninde ortaya çıkan tüm formlarda, yedinci boyutun karakteristik özellikleri dominanttır. O boyutun asal ritmi temel teşkil eder ve tüm diğer ritmler bu ritimden gelişir.

Benzer şekilde, birinci boyuttaki bir gezegenin temel ritmi, o boyutun da ritmi olur; ancak bu ritm bir üst limit teşkil ettiğinden, kendinden gelişen varyasyonlar temel ritmin bir kesiri şeklindedir.

Bir gezegende evrimini sürdüren bir kıvılcım grubu, başlangıçta gezegenle eşit sayıda bedene sahiptir; evrimi süresince bir beden daha geliştirir. Böylece gezegen de yeni bir bedene kavuşmuş olur. Maksimum yedi beden ortaya çıktığında ise terk süreci başlar; gezegenler ve İlahi Kıvılcımlar kendilerini bedenlerinden soyarlar. Bu konuya daha sonra değineceğiz.

Farkedeceğiniz üzere, bir evrenin evrim aşamaları, Kozmos’ dakinin tam tersi bir sıra takip eder; çünkü evren, bir Büyük Varlığın bilinçliliğinin yansımasıdır. Soyut hareket, Kozmos içinde formları oluşturur; formlar bir evrende soyut harekete yol açar ve böylece Kozmos’la bağıntı kurarlar.

O halde, bir evrenin Kozmik seviyeye erişmesi için bir forma sahip olması şarttır. Bir evrenin amacı her atomunu Kozmik seviyeye çıkarmak ve böylece onların kendilerini yaratan Kozmik atomlarla bağ oluşturmalarını sağlamaktır. Bunun sonucu olarak Kozmik atomlardan Büyük Varlıklar ortaya çıkar ve Kozmos’un atomik boyutları gelişir.

İşte insanın tanrısallığının sırrı burada yatar. İnsan, salt kendi evreninin Tanrı’sıyla (“Düzen Kurucu”suyla) değil, Kosmos’daki belli bir atomla (“Yaratıcı”sıyla) da ilişki halindedir. Bu atom yaratıcıdır ama düzen kurucu niteliği yoktur; çünkü kendisi de, bir parçasını oluşturduğu Büyük Varlık tarafından koşullandırılmıştır. Ancak, bir evrenin atomu yaratıcısının doğasına benzer özellikler geliştirdiğinde, onunla birleşebilir ve o Kozmik atom Büyük Varlık tarafından projekte edilmiş olan evrenin tüm koşullarını özümser. Bu evren de başlangıçta Büyük Varlık tarafından koşullandırıldığı için, Kozmik atom da Büyük Varlığı kopyalar.
Artık bu atomun koşullandırılma süreci sona ermiştir. Şimdi kendi kendini koşullandıracağı bir aşamaya gelmiştir ve bu nedenle bağımsızdır. Kozmik boyutlardan özgür olmuş ve Büyük Varlığın hizmetinde olmak zorunluluğundan kurtulmuştur. Projeksiyon evrenindeki gelişmiş bir atomla olan bağı sayesinde, boyutundaki atomlardan daha yüksek bir statü kazanır ve gezgin bir atom haline gelir. Bağlı olduğu İlahi Kıvılcım’la beraber Kozmos’un ışınları boyunca turunu tamamlar ve kendisi de bir evren geliştirir.

İşte bir evrendeki her atomun amacı budur: bir İlahi Kıvılcım geliştirmek, projeksiyon evreninde insandan Tanrısallığa doğru bir evrimi tamamlamak ve Kozmik yaratıcısıyla birleşerek, Kozmik atomun önce bir gezgin atoma, sonra bir Büyük Varlığa dönüşecek şekilde gelişmesine yardımcı olmak.

Burada detaylı olarak verilen bilgiler daha önce kimseye açıklanmamıştır. İnsan düşüncesi hiç bir zaman Düzen Kurucu Logos’un ötesine geçememiştir. Oysa burada açıklandığı gibi, bir evrenin yaratıcısının Logos oluşu gerçeğine karşın, o evrendeki her atom farklı bir Kozmik atom tarafından yaratılmıştır. Bu Kozmik atom, yaratıcılık deneyimiyle kendi evrim sürecine de katkıda bulunur.

O halde, insanın “Bilgi Ağacı”ndan beslenerek Tanrı haline gelebileceği bir gerçektir.

Belirtilen amaca ulaşmak için aceleci davranarak evrimsel süreçlerini sekteye uğratabilecekleri düşüncesiyle insanlıktan şimdiye kadar sakınılan bu bilgi, belli bir aşamaya erişmiş olanlarınıza burada sunulmuştur.

sonraki sayfa