insanlığın kendi üzerinde uyguladığı tesirler

22. İNSANLIĞIN KENDİ ÜZERİNDE UYGULADIĞI TESİRLER

Buradaki öğretilerin amacı, evrimle ilgili bilinen konuları tekrarlamak değil, genelde bilinmeyenleri açıklamak ve aynı zamanda, az bilinen veya yanlış anlaşılan faktörlere netlik kazandırmaktır.

Bundan önceki bölümlerde insanöncesi evrimlerle, bunların insanlığa yansıttığı tesirler üzerinde durduk. Bu bölümde ise insanlığın kendi üzerinde uyguladığı az bilinen tesirleri inceliyeceğiz.

Aynı gezegeni paylaşan evrimler söz konusu olduğunda şurası unutulmamalıdır ki, bilinçlilik fiziksel boyutun ötesine yükseltildiğinde, Dünyanın küresinin dışına çıkar ve yeni boyuttaki Gezegensel Varlığın “hükümranlığı” altına girer. (Bu nokta, fiziğin horoskopu çıkarılırken göz önünde bulundurulmalıdır.)

Ancak burada sadece Dünya’nın küresinde etken olan tesirlerle ilgileneceğiz. Bu tesirler, merkez ve çeper yönlerindeki süreçler sırasında eterik alt boyutlarda görülen aktivitelerin yol açtığı tesirlerdir.

Normal olarak, bir evrimin varlıklarının geçirdikleri bir safhanın koşullarına yönelmeleri, gerileme olarak kabul edilir ve kaçınılması gereken bir durumdur. Dünyanın küresinin dışına henüz çıkmış olan varlıkların geriye bakmalarına izin verilmez; aksi taktirde Dünya koşulları içine hapsedilirler. İşte bu nedenle yeni ölmüş varlıkların ruhlarıyla temasa geçmek, ancak ve ancak onların ruhlarının özgürleşmesine yardım etmek amacını taşıyorsa kabul edilebilir. Aksi taktirde son derece tehlikeli sonuçlar doğurabilir.

Ancak, evrimin, sizce genel bir tanımlamayla “Büyük Beyaz Locanın Çalışması” veya “Üstatların Çalışması” olarak bilinen ilginç bir modifikasyonu mevcuttur.

Normal bir evrim sürecinde tahtanın evrimi, ağaçların gelişimine bağlıdır. Başka bir deyişle, bireylerin ruhlarının tekamülü, grup yaşamının da tekamülü demektir. Ancak öznel bilinçliliğin gelişmesiyle, grup yaşamında bir değişim göze çarpar. Bazı ruhlar kurtuluşun değil de, kurtarıcının yolunu seçerler. Bu ruhlar, emeklerinin ürünlerini toplamak çabası içine girmezler ve “iyi karmaları”, ait oldukları ırkın karmasına eklenir.

Şurasını unutmayın ki, her evrim zaman içinde bir süreçtir. Başka bir ifadeyle, bir sebepsonuç dizisidir. Genelde evrim yolu o kadar geniştir ki, pek çok ruh eşdönemlidir; yine de evrim türleri açısından aralarında belli farklar görülür. Mevcut insanlığın bir evrim siklusunun üçte ikisini tamamladığı söylenebilir. Hem geçmişin bilgileri, hem de geleceğin potansiyeli her bireyin içinde saklıdır ve geleceğe yönelik potansiyellerin bir kısmı ise gerçekleşmenin eşiğindedir.

O halde insan evrimine ilişkin olasılıklar üç grupta toplanabilir: Saklı bilgiler, gerçekleşenler ve potansiyeller.

“Grup Ruhu” kavramı Gezegensel Varlıkla yakından ilişkilidir; çünkü, daha önce de açıklandığı gibi Gezegensel Varlık, kendi küresi dahilinde meydana gelen bilinçli aktivitelerin deneyimleriyle, ait olduğu gezegenin Kişiliğini teşkil eder.

Birey veya grup psikolojisinin değerlendirilmesinde Gezegensel Varlığın tesiri göz önüne alınmalıdır. “Arzçekimi” olarak da isimlendirilen bu tesir geçmişte ortaya çıkmıştır, gelecekle ilgisi yoktur ve bu nedenle, göreli bir yaklaşımla “kötü” olarak nitelenir.

Gezegensel Varlıktan farklı olarak Gezegensel Oluşum, Kişiselliğe tekabül eder ve gezegensel kürenin mevcudiyetinin, misyonunun ve evriminin Logos tarafından idrak edilmesinin bir ürünüdür.

Gezegensel Varlık, kendi küresi içindeki bilinçli yaşamın idraki sonucunda ortaya çıkar. Bir şeyin idrak edilebilmesi için önce varolması gerektiğinden, Gezegensel Varlık evrim süreci içinde daima insanlığın bir adım gerisindedir.

Gelişmekte olan insanlığın deneyimlerinin her safhası, gezegensel bilinçlilikte bir aşamaya tekabül eder. Burada evrimsel bilinçliliğin bir yansıması veya bir projeksiyonu söz konusudur. Tüm yansımalarda görüldüğü gibi bir tersine çevirme meydana gelir ve en aşağı nitelik yüzeyde belirirken, en yüksek nitelik derinlerde saklı olarak tezahür eder.

Bu nedenle Dünya Ruhu ile temasa geçildiğinde önce en ilkel yanıyla karşılaşılır; tesir küresine derinliğine nüfuz edilmedikçe de, kapasitesini tümüyle idrak etmek mümkün değildir.

Bu konuları araştırmadan önce öznel bilinçliliğin tam anlamıyla gelişmiş olması önemlidir. Eğer konulara bilinçaltıyla yaklaşılırsa, küçük olanın büyüğün hegemonyası altına girmesi riski daima mevcuttur.

Gezegensel Varlık, Dünya’nın kütlesel karmasını taşır ve Dünya üzerindeki tüm yaşam bu karmayla bağıntılı olarak idrak edilir; çünkü bu karma, içinde yaşadığımız ve devindiğimiz zihinsel atmosferi temsil eder.

Genelde horoskop çalışmalarında, fiziksel boyutun safhalarına, yani Dünya’nın ve Ay’ın değişken dalgalarına, gerektiği kadar önem verilmez. Sadece Ay’ın pozisyonunu dikkate almak yeterli değildir; onun pozitif ve negatif safhalardan hangisinde olduğu gözlenmelidir. Benzer şekilde, Dünya’da Elementlerin geçirdiği mevsimler de göz önüne alınmalıdır. Tüm bunlar, belirleyici değil, koşullayıcı faktörler olarak insansal olgularda önemli rol oynarlar.

Geçmiş veya biyolojik bilinçlilik, Dünya karmasında ve her bireyde yaşar. Bu nedenle birey ile atavik* kollektif strata** arasında meydana gelen reaksiyonlar çok önemlidir.

*Atavik: Atalara benzeyen, ceddani

**Strata: Kademeler (tekil hali, stratum)
Belirli bir niteliğin kökende veya “form” olarak ait olduğu bölgenin atmosferinde, lokal olarak o nitelik dominant olur. Örneğin, Druid* mezhebinin geliştiği bölgelerde, bu inanç sisteminin yansıttığı tesirler yer eder ve o bölgelerde yaşayan bireylerde belirli niteliklerin ortaya çıkmasına neden olurlar. Eğer bir bireyin belli bir konuda deneyim eksikliği varsa, bu tür bir zihinsel atmosfer içinde gerekli dengeyi kurması mümkün olabilir.

Ancak böyle bir eksiklik taşımayan bir kişi için bu ortam zararlı olabilir. Kişi modern toplum içinde kendini yabancı ve dışlanmış hissedip, eski kültürlerin çekimine kapılabilir. Bunun sonucunda ise sahip olduğu dengelerin bozulması tehlikesi ortaya çıkar.

Her ırk, kültürel geleneklerini korur. Her mezhep ise, inisiyatör işlevini gördüğü mekanizmalar, ait olduğu ırkın doğal mirası haline gelinceye kadar geçerliliğini sürdürür. Bu noktada artık esoterik yapısını yitirir ve eksoterik nitelik kazanır.

Mezhepler, gelişim sürecine ayak uyduramadıkları için değil de, taşıdıkları spiritüel prensipler o ırkın yaşamında tamamen özümsendiğinde varlıklarını yitirirler. Öğretmek istedikleri artık bireylere malolmuştur. Yine de mezhebin öğretileri, açıklama çabası içindeki insanların eskimiş yargılarıyla zaman içinde belli değişimlere uğrayabilir. Bununla beraber, ilgili disipline gereksinim duyan ruhlar varolduğu sürece mezhep yaşar. Geçmişte mezhepler güçlerini, Dünya Ruhunun ait oldukları kademesiyle temasa geçerek kazanmışlardır.

*Druid: Eski Üngilterede yaşayan putperest bir kavmin papazı

Enkarne olan belli bir türe ilişkin düşünce formlarının oluşmasında görev alan Elementallerle, Dünya Ruhunun kademeleri arasında yakın bir bağıntı söz konusudur. Bu nedenle, atavistik bir mezhebin temasları çok kapsamlıdır.

Spiritüel donanım içinde belli bir yeri olan bu konulara yaklaşırken tedbirli olmak önemlidir; çünkü bunlar iki tarafı keskin bıçağa benzerler. Fiziksel patoloji alanında faydalanılması mümkün olan bu öğretilere, kişisel tekamül amacıyla yönelmek yanlıştır. Doğal olarak içimizde yer alan belli melekeleri gereksiz yere kurcalamak olumsuz sonuçlar doğurabilir.

Herkes kendinin öğretmeni olmalıdır. Kendinize daha aşağı veya farklı bir evrim aşamasından bir üstat seçmeyin.

sonraki sayfa