sınırlılık kanunu (birinci bölüm)

24. SINIRLILIK KANUNU (BİRİNCİ BÖLÜM)

Sınırlılık, tezahürün, dolayısıyla da gücün, ilk kanunudur. Bu kanun yeterince anlaşılmamaktadır. Çoğu kişi spiritüel gücün sınırsız olduğuna inanır; ki bunun gerçekle uzaktan yakından ilişkisi yoktur. Logos, tezahür edebilmek için kendini sınırlar. Yine de, spiritüel güçler aşağı bir boyutun kapasitesinin o kadar üstünde olabilir ki, o boyuta getirildiğinde tüm dirençleri kırabilir.

Bir enerjinin tezahür edebilmesi için bir forma veya bir vasıtaya ihtiyacı vardır. Form için, söz konusu boyutun hemen bir üstündeki boyutun maddesi kullanılır ve güç belli bir kanal boyunca çağrılır. Bir kuvveti yönlendirmeden davet etmek, onun dağılmasına yol açar. Gücün korunması, “Sınırlılık Kanunu”nun iyi bilinmesi ve doğru uygulanmasıyla sağlanır.

Bir hedefe ulaşmak için önce hedefi çok iyi tanımlamanız ve lüzumsuz şeylerden arınarak, kendinizi o hedefe uygun bir şekilde sınırlamanız gerekir. Şunu unutmayın ki, gücü çağırırken yapılması gereken ilk şey, gereksiz olanı terketmektir; ki bu, konsantrasyonun bir başka tanımıdır. İşte Sınırlılık Kanunu, gerekli olmayan şeyleri temizlemek suretiyle gücün konsantre edilmesiyle ilgilidir.

Herhangi bir girişimde temel gereklilik, neleri yapamıyacağınızı iyi bilmektir. Bu seçicilik anlamına gelir. Sınırlılık Kanunu, gücü davet etmeye ilişkin kanunların kaçınılmaz sonucudur.

Bir girişimde bulunmanız gerektiğinde, önce konuyu detaylarıyla inceleyin ve ulaşmak istediğiniz sonucu net bir şekilde belirleyin. Bu arada, sonuca ulaşabilmek için ihtiyacınız olan vasıtaları tespit edin. Daha sonra, hedefinizle ilişkisi olmayan tüm arzuları ve düşünceleri kendinizden uzaklaştırın. Bu çok önemli bir noktadır. Başka bir deyişle, kendinizi tek yöne kanalize edin.

Bu arada belli bir süre için bazı meşru insani hedefleri bir kenara koymanız da gerekebilir. Bundan rahatsız olmayın ve büyük bir acımasızlıkla, kendinizi ilgilendiğiniz konuya göre sınırlayın. Öyle ki hedefiniz sizin için önemli olan tek şey olsun ve diğer her şeyi geri plana itin. Sonuca ulaşana kadar başka hiç bir şey düşünmeyin, başka bir şey hayal etmeyin. İsteklerinizi tam anlamıyla kontrol altına aldıktan ve bilinçlilik alanınızı böylece sınırladıktan sonra, uygulama için gerekli olan gücü davet edin ve bir anlık flaş içinde dileğiniz olacaktır. Genellikle bu tür meselelerde hazırlık dönemine yeterince önem verilmediği için, elde edilen sonuçlar da tatmin edici olmamaktadır.

Spiritüel gizli güçler uyandırılmak istendiğinde, bilinçliliğin tümüyle bu konuya tahsis edilmesi gerekir. Ancak şurası unutulmamalıdır ki, aşırıya kaçıldığı taktirde bilinçliliğin bu şekilde daraltılması doğal dengelerin bozulmasına yol açabilir.

Bu nedenle konsantrasyon ve tümüyle dış yaşama açılma periyodlarının münavebe ile birbirlerini takip etmesi gerekir. Böylece dış yaşama yönelişle genişleyen bilinçlilik ve geliştirilen karakter, spiritüel güçleri fizik boyutta tezahür ettirme arzusunun ne zaman desteklenmesi veya ne zaman sınırlandırılması gerektiği konusunda daha güvenilir bir zemin oluşturacaktır. Periyodlar arasındaki oranı koruyamamak ise fanatikliğe ve dengelerin yitirilmesine yol açar.

Gücün konsantre edilmesi için bilinçliliğin alanını sınırlamak gereklidir. Ancak bu sınırlama ise bilinçliliğin gelişmesi ve genişlemesi ile sağlanır; çünkü, sınırlama aslında “seçici olma” demektir ve bu nedenle de bilinçliliğin sınırlanması, sınırlı bir bilinç anlamına gelmez. Sınırlı bilinçlilik deneyim eksikliğini ifade eder. Bilinçliliğin sınırlanması ise deneyimlerin seçilmesi ve ilginin, seçilen konuya odaklanması anlamına gelir. Odaklama gücü denildiğinde akla Sınırlılık Kanunu gelmelidir.

Okült uygulamalara yeni başlayan bir kişinin karşılaştığı en büyük direnç, ataletin direncidir. Atalet halinde olan bir şeyi harekete geçirmek için, Ego’nun benzer bir direnci devreye sokması gerekir. Böylece atalet, ataletle dengelenmiş olur ve Ego’nun kinetiği ile dengeler değişir. Bu şekilde iradenin tek başına gerçekleştiremiyeceği sonuçlar elde edilebilir.

Hiyerarşinin hizmetinde olanların maji konusunda bilgili olmaları önemlidir; çünkü maji uygulamaları gücü çağırıp odaklamayı mümkün kılar. Bu bilgilerin kötü amaçlara yönelik kullanılması yasaklanmıştır; ancak nizama uygun uygulamalarda “enerji tasarrufu”na imkan verirler.

O halde unutmamanız gereken nokta, her girişimde gücün sırrının sınırlamada yattığı gerçeğidir. Bu her zaman küçük şeyler peşinde koşmanız gerektiği anlamına gelmez. Daima çabalarınız Kozmos’la korelasyon içinde olsun ve çalışmanızı bütünle bağıntılı olarak değerlendirin. Ancak bütünlük içinde ilgilendiğiniz bölgeyi net bir şekilde sınırlayın. Sizden çok büyük varlıkların bulunduğu bir skala içinde çalıştığınız zaman, büyük bir kütlesel ataletin ağırlığı altında kalırsınız. Çalışma bölgenizi sınırladığınızda ise, bütün içinde ulaşamıyacağınız sonuçları parça parça elde etmeniz mümkün olur.

Bu sınırlamayı sağlamak için, doğal ayırım hatlarını, problemin kavşak noktalarını tespit etmeye çalışın. Her konu için olguların birbirinden ayrılabildiği noktalar daima mevcuttur. Bazı noktalar ise böyle bir ayırıma direnç gösterirler. Bu noktalar için, konuyla ilgili duyguların yer aldığı astral boyuta yönelin. İlgilenilen konu tümüyle mantal boyutta tasarlanabilir; ama ayırım hatları için astral boyuta bakmak lazımdır. O anki arzunun objesi, daha uzak bir arzunun objesinden veya belli bir niteliği için arzu edilen bir obje, farklı bir niteliği için istenen başka bir objeden astral planda ayırt edilebilir. Eğer bilinçliliği bir noktaya sınırlarsanız, sınırlanmamış bir girişimin ayrım hatları boyunca odaklanmanız ve söz konusu olayla parça parça ilgilenmeniz mümkün olur.

Gücü çağırmak ve o gücü kullanarak bir girişimi gerçekleştirmek, bilinçliliği odaklayarak sağlanır. Ancak sonuca ulaşabilmek için, temelde, genişletilmiş bir bilinçlilik hali gereklidir. Tepe noktasının sivriliği, geniş bir tabanla desteklenmelidir. Bu çoğunlukla gözden kaçan bir noktadır.

sonraki sayfa