Mektup #4

14.9.1999

Dostum,

Doğu felsefesinde boşluk kavramı ne kadar vurgulanır, bilirsin… Ve kişinin boşluğu deneyimleyimlemeye en yaklaştığı nokta sessizliği işitebildiği haldir bence…

Zen ustası öğrencisine “Çanın her vuruşu arasındaki sessizliği farket.” der, çünkü sessizlik olmasa ses duyulamazdı asla.

Eğer kelimeler bulutlarsa, sessizliktir gökyüzü… Bulutlar binbir form tutar – her an değişim içinde – birleşir dağılırlar sürekli; bazıları ışığı perdelerken, bazıları süzer ince ince; kimi gülümserken mutluca, bir anda kararır ve ağlar yeryüzüne damla damla…

Ama gökyüzü hep aynı kalır, hep orada — sinesinde taşırken bulutları, onların değişiminden etkilenmez, durur değışmeden… Gökyüzü, bulutlar için “mutlak” olandır, tıpkı kelimelerin kalabalığı için sessizlik neyse…

Halil Cibran der ki,

“Karşındakinin gerçeği
sana açıkladıklarında değil,
açıklayamadıklarındadır.
Bu yüzden onu anlamak istiyorsan,
söylediklerine değil,
söylemediklerine kulak ver.”

Bu yüzden, ne zaman (ve eğer) olursa, sessizliğini de seveceğimi bil. Söylediklerinle ve söylemediklerinle, sesinle ve sessizliğinle, kabulümsün.

Sevgimle,
GÜNEŞ