Mektup #6

4 Eylül 1999

Sevgili Genç,

Sevgi ilişkilerindeki temel sorunun iki kişi arasında birbirine ve aradaki ‘bağ‘a karşı gelişen bağımlılık olduğunu düşünüyorum. İlişki kavramı, beraberliğe referanslı oluşuyla özünde bağımlılık nosyonunu içermekte zaten. Bu bağımlılığa kapılmak, hatta bu bağımlılığa aşık olmak öyle kolay ki! Ama çoğumuz bunun gönül- zihin- beden üçlüsünün çekici bir tuzağı olduğunu ve sonrasında ise pek çok acıyı sürüklediğini çok iyi biliyoruz. Bu yüzden birine adanmak gibi bir hal ürkütüyor seni, çünkü böyle yaşanagelmiş sevgi ilişkileri.

Gençlik içsel devinimin en yoğun olduğu dönem ve bu dinamik ilişkilere de çoğunlukla olumsuz yansıyor, çabuk yoruluyor yakınlıklar. Bir de farklı boyutlarda yaşanan sorunlar eklenince, gencin bu süreci en az zararla atlatmasını dilemekten öte bir sey gelmiyor elden.

Bilhassa yaşama ilişkin sorgulamalarının yoğunlaştığı dönemlerde, sana çok anlamsız gibi gelen şeylerle oyalanmak tedirgin etmesin seni, kendini de yargılama bu yüzden. Sen sezgisel olarak sana en uygun rahatlama yolunu seçmissin, bu gündelikten kaçış gibi görünse de sana. Basıncın bir çıkış yolu bulması gerek, yoksa daha kritik olabilir patlamaların.

Asla bıkmadan yineleyeceğim sana, yaşamı sevmenin, yaşanır kılmanın yolu kendini sevmekten geçer. Kendine bu denli yüklenmeyi bırakmalısın. Kendinin yargıcı, hatta celladı olduğun sürece yaşam sana sızamaz. N’olur yaşama güven, o en mükemmel zamanlamayla aradığın yanıtları sunacaktır sana.

Kolay gelsin, kolay geçsin dileğimle…

sonraki mektup